Sözleşmeli statüsündeki öğretmenlerin sorunlarının başında “kadro” konusu geliyor. Öğretmenlere bir yıl içinde üç kez kadro sözü verilmesine rağmen bu söz tutulmadı. Sözleşmeli öğretmenlere ilk kadro sözünü 2008 yılında dönemin Milli Eğitim Bakanı, şimdiki AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik verdi. Çelik, 3’ncü hizmet bölgesinde 3 yıl, 2’nci hizmet bölgesinde 4 yıl, 1’nci hizmet bölgesinde 5 yıl çalışanların aynı gün kadroya geçirileceğini açıkladı. Çelik’in sözleriyle umutlanan öğretmenler, 3’ncü hizmet bölgesinde çalışanların 3’ncü yılı Temmuz ayında dolmasına rağmen, uygulamaya geçilmedi.

Daha sonraki dönemde Milli Eğitim Bakanı olan Nimet Çubukçu da 2 Temmuz 2009 tarihinde sözleşmeli öğretmenlerin kadroya geçişini sağlayacak tasarının Kasım ayına yetiştirileceğine sözü verdi. Ancak, tam da 24 Kasım Öğretmenler Günü’nde TBMM’de yaptığı konuşmada böyle bir tarih vermediğini belirterek sözleşmeli öğretmenleri bir kez daha üzüntüye boğdu.

ÖĞRETMENLER NE İSTİYOR?
Sözleşmeli öğretmenler, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’na göre daha önce “’4/B”’ ve “4/C” olmak üzere iki statüde görevlendiriliyordu. 4/C statüsüne göre görev alan öğretmenler, 10 ay çalıştırılıyor ve 10 ayın sonunda sözleşmeleri sona eriyordu. Mesleki sendikalardan gelen tepkiler üzerine Milli Eğitim Bakanlığı, bu uygulamadan geri adım attı. 4/C statüsündeki öğretmenler, 4/B statüsüne aktarıldı. Ancak 4/B statüsündeki öğretmenler “kamu görevlisi” sayılmasına rağmen, hukuki durumlarının tartışmalı hale geldi. Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay kararları arasındaki çelişkiler de sözleşmeli öğretmenleri arada bir yerde bıraktı. Kadrolu öğretmenlerle aynı haklara sahip olmayan sözleşmeli öğretmenlerin sorunlarından öne çıkanları şöyle:

TAYİN İSTEYEMİYORLAR: Sözleşmeli öğretmenler özür durumu hariç il içi ve il dışı tayin isteyemiyor.

İDARECİ-MÜFETTİŞ OLAMIYORLAR: Sözleşmeli öğretmenler idareci ve ya müfettiş olamazlar, yurtdışında görevlendirilemiyorlar.

SSK KESİNTİSİ: Sözleşmeli öğretmenlerin ek dersinden SSK kesintisi yapılmaktadır.

YOLLUK ÖDENMİYOR: Sözleşmeli öğretmenlere özür durumunda yapılan il dışı yer değiştirmelerde yolluk dahi ödenmiyor.

MESLEKİ EĞİTİM: Sözleşmeli öğretmeler temel ve hazırlayıcı eğitim kurslarını almalarına rağmen, bu eğitim sözleşmelilere mesleki eğitim adı altında verilmektedir.

RAPOR ALAMIYORLAR: Sözleşmeli öğretmenlerin en büyük sorunlarının başında yılda 30 günden fazla hastalık raporu alamamalı geliyor. Doğum yapan bayan öğretmenler için 30 gün süresi önemli bir sorun teşkil ediyor ve doğum sonrası 30 günden fazla rapor kullanmak zorunda kalanlar işsiz kalma korkusu yaşıyor.

ÜCRETİ KİM ÖDEYECEK: Her şeyi göze alarak doğum yapan bir sözleşmeli öğretmenin karşılaştığı ikinci sorunu ise ücretini kimin ödeyeceği sorunu oluşturuyor. Sözleşmeli öğretmenler ayrıca eş, çocuk ve doğum yardımları alamıyorlar.

STAJYER MUAMELESİ: Sendika üyesi olan bir sözleşmeli öğretmen, 5 yılın ardından kadroya alınması halinde sendika üyeliği askıya alınıyor. Öğretmen bir yıllık stajyer öğretmenliği tamamlamasının ardından, yeniden sendika üyesi olabiliyor.

MEB BÜTÇESİNDE GÜNDEM OLDU
Sözleşmeli öğretmenlerin yaşadığı sorun ve sıkıntılar TBMM’de de sık sık tartışıldı. Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’da MEB Bütçesi’nin görüşülürken, Milli Eğitim Bakanı Çubukçu, 2003 yılından 2009 tarihine kadar 147 bin 702 kadrolu, 70 bin sözleşmeli personel olmak üzere 217 bin 702 öğretmenin ataması yapıldığını söyledi.

Çubukçu, 2009 yılında okul öncesi öğretmen ihtiyacını karşılamak üzere 15 bin 536 sözleşmeli öğretmen alındığını ve okul öncesi eğitimi yaygınlaştırmak için 7 bin 80 öğretmenimizin daha görevlendirilmesi düşünüldüğünü söyledi.

CHP’li Muharrem İnce’nin “Sözleşmeli öğretmenlere 11 Eylül 2009’da TRT’de söz verdiniz kadroya geçireceğinize dair” açıklamasını hatırlatması ve DSP’li Harun Öztürk’ün 657 sayılı Kanun’un 4/B maddesinde sözleşmeli öğretmen atamasına imkan veren düzenlemenin Anayasa’ya aykırı olduğunu belirtmesi üzerine, Bakan Çubukçu ilginç bir yanıt verdi ve şöyle dedi:‘’Gerçekten özellikle bu sözleşmeli öğretmen uygulamasına karşı olduğumu söyledim, bunu ifade ettim. Ve sözleşmeli öğretmenlerin kadroya geçirilmesi konusundaki yasa tasarısı hazırlığını da Maliye Bakanlığımıza ve Personel Genel Müdürlüğümüze gönderdik, bu süreç içerisinde de mümkün olduğu kadar sözleşmeli değil kadrolu öğretmen talebimiz olacak”

TBMM’DE TARTIŞMA
Bu konu son bütçe görüşmelerinde de gündeme geldi. Milletvekilleri şunları söyledi:
Ahmet Duran Bulut (MHP Balıkesir)
Sayın Bakan, öğretmenler arasında ayrımı kaldırın. Sözleşmeli öğretmen, vekil öğretmen değil, bunların hepsini kadrolu öğretmenler yapınız, çalışma barışını sağlayınız.

Engin Altay (CHP Sinop)
Öğretmenleri sistemden soğuttunuz. Daha geçen ay, burada 10 bin öğretmen alacağız dedik. O zaman da söyledik, bunun 9 bin 820’sini aldınız, 6 bin 120’si zaten sistem içindeki öğretmenler, sözleşmeli öğretmenler. Sistem dışında bekleyen 200 bin öğretmen için bu Meclis hala bunları seyretmeye, bu trajik durumu seyretmeye devam mı edecek? Sistem içindeki öğretmenlerin yüzde 30’u ek iş yapıyor. SBS Değerlendirme Genelgesi’yle öğretmenleri incittiniz. Ek ders ücretlerinde sözünüzü tutmadınız. Sözleşmeli öğretmenlere kadro vermediniz, sözünüzde durmadınız.

SENDİKALAR NE DİYOR?
Erkan Aydoğanoğlu (Eğitim-Sen Genel Merkezi-Eğitim Uzmanı)
Sözleşmeli öğretmenler üvey evlat muamelesi görüyor. Biz sendika olarak, herkese anayasal bir hak olan kadrolu ve iş güvenceli istihdam istiyoruz. Sözleşmelilik, ücretlililik gibi uygulamalar bir nevi taşeron tarzında bir istihdamdır. Bu eğitimde çok ciddi sıkıntılar yaratıyor. 13 kez öğretmeni değişen öğrenciler var. Oysa bir öğrenci için en önemli rol model, annesinden sonra öğretmenidir. Dünyanın her yerinde bu böyledir. Bütün geleceği amirin iki dudağı arasında olan öğretmenlik sorunun çözülmesini istiyoruz.

Gürkan Avcı (Bağımsız Eğitimciler Sendikası)
Sözleşmeli uygulamasına biz öteden beri karşıyız. Öğretmenlik mesleğinde bu kavram çok ayıp kaçıyor ve sağlıksız olduğunu düşünüyoruz. Öğretmenin kendisini vatanına, milletine, okuluna öğrencisine adaması, adeta ona halat iplikleriyle bağlı hissetmesi gerekirken bu uygulama ile pamuk ipliğine bağlı hale getirilmiştir. Öğretmen iş güvencesinden yoksun düşünülemez. Bu uygulamadan ne verim ne kalite beklenmesi sözkonusu olamaz. Bu yüzden Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun verdiği sözün arkasında durmasını istiyoruz. Bu uygulamanın bir daha gündeme getirmemesi gerektiğini hatırlatıyoruz.

Sema Sağnak (Ataması Yapılmayan Öğretmenler Platformu-Medya ve Eğitim Sorumlusu)
AYÖP olarak bizler, yıllardır ‘öğretmen açığımız yok’ söylemleriyle bilinçli ve tercihli bir şekilde atamaları yapılmayan öğretmenleriz. Kendi eğitim alanı dışında iş bulamayan, tam gün kadrolu iş güvencesinden yoksun, ‘ücretli öğretmen’ adı altında ayda 400-600 TL arasındaki asgari ücretlerle, devlet okullarında ve dershanelerde kölece çalıştırılanlarız. Kamusal bir hizmet olan eğitimin ‘piyasalaştırılmasının’ getirdiği esnek çalışma biçimlerinin (ücretli, sözleşmeli vb) doğrudan muhataplarıyız. Bizler, yıllarca bin bir emekle okuyan; üniversite eğitimi sonrasında açıkta bırakılan, yok sayılan, görmezden gelinen genç eğitimcileriz.

Bizler, her yıl hayallerimizi bir başka bahara erteleyen, 30’lu yaşlarına gelip evlenemeyen, yuva kuramayan, ailesinden harçlık almak zorunda bırakılan, iş bulamadığı için işportacılık, inşaat işçiliği, kasiyerlik, garsonluk yapan, “sağlık güvencesinden yoksun” yaşayan 327 bin öğretmeniz. Aramızda, atanamadığı için hayatını düzene koyamayan, çeşitli psikolojik/ fiziksel sorunlar yaşayan ve çözüm yolu olarak da intiharı seçen birçok arkadaşımız mevcuttur ve bu sayı her geçen yıl daha da artmaktadır. Böyle devam ettiği sürece, bir 5 yıl sonra ataması yapılmayan öğretmen sayısı ÖSS ordusuyla eşit seviyede olacaktır. Bu durum bir ülkenin geleceği için geri dönülmesi güç bir durumdur. Oysa ki; ülkenin yanlışlarla geçireceği bir günü dahi bulunmamaktadır.

Barış Düdü (Eğitim-İş Genel Eğitim Sekreteri)
Sözleşmeli istihdamına karşıyız. Öğretmenlik süreklilik isteyen bir meslektir. Bu arkadaşlarımızın 4/B statüsünde çalıştırılmasına karşı çıkıyoruz. Bununla ilgili eylem ve hukuksal mücadelemiz devam ediyor. Şu andaki mevcut istihdama göre sözleşmeli personelin en önemli sıkıntılarından bir tanesi il emrine tayin haklarının olmamasıdır. Bu şöyle bir mağduriyet yaratıyor; öğretmenler eşleriyle ayrı illerde ya da aynı ile gelseler bile 100-120 kilometre farklı olan ilçelere tayin olmak zorunda kalıyorlar.

Bu da Anayasa’nın 41’nci maddesinde öngörülen “aile bütünlüğü”ne aykırı bir uygulamayı beraberinde getiriyor. Sözleşmeli istihdam edilmenin bunun dışında öğrenci ve veli boyutu da var. Okullarda veliler, öğretmenin sözleşmeli olması ve kadrolu olması noktasında maalesef ayrıma gidebiliyorlar. Bu da öğretmende psikolojik bir baskı oluşturuyor. Aynı şekilde öğrencilerin de öğretmenlerinin sözleşmeli olduğunu bildiğinde davranışlarında bir farklılık olduğunu yaptığımız araştırma sonucu orta koyduk.

www.gazeteport.com